Minare Gölgesi PDF å Paperback

Minare Gölgesi PDF å Paperback

Minare Gölgesi [Ebook] ➠ Minare Gölgesi By Engin Ergönültaş – Larringtonlifecoaching.co.uk Bir yoksul mahalle peyzajı Sürüsüne bereket kedi köpek cam çerçeve mutfak soba duvar kaldırım cami minare değil ama sadece; insan hallerini kalpleri nazmeden bir peyzaj İklimle akraba kâh Bir yoksul mahalle peyzajı Sürüsüne bereket kedi köpek cam çerçeve mutfak soba duvar kaldırım cami minare değil ama sadece; insan hallerini kalpleri nazmeden bir peyzaj İklimle akraba kâh rüzgârın kâh yağışların kâh yaz sıcağının refakatinde delirmenin ayartısıyla koyun koyuna kırık gönüllü hayatlar.


9 thoughts on “Minare Gölgesi

  1. Erkin Erkin says:

    Meğer insanın çok ünlü tanıdıkları olması da yeterliymiş bir kült'e dönüşmesi için Bir sürü arkadaşı pek güzel kitap dediği için oluşan havaya kanıp aldım çok da beğenmedimGüzel yönleri yok mu vardı Ama;1 Kendisini Yaşar Kemal zannedip giriştiği tasvirler güzel olmaktan çok yorucuydu Kış tasvirleri üşütüp yaz tasvirleri bunaltıyordu belki kabul ediyorum ama kitabın ritmini düşürüyordu ve sandığı kadar başarılı değildi2 Zamanlarla çok kötü oynamış yazar kitap di'li geçmiş zamanda akarken bir cümle sonra birden geniş zamana geçiyor ve kapılıp gitmeyi engelliyor3 Kitabın dili zengin olsun diye kullandığı zorlama Osmanlıca kelimeler sırıtıyor kötü bir Ahmed Hamdi taklidine dönüştürüyor yazarıOysa hikayeler güzel diyaloglar gerçekçi ve akıcı olay örgüsü heyecan verici Ama üç yıldız vermek içimden gelmedi


  2. Muzaffer Gümüşsu Muzaffer Gümüşsu says:

    Engin Ergönültaş çizerliğin de verdiği kavrayış hissi ile kelimelerden çok güzel çevre izlenimleri ve duygu durumları inşa etmiş ilmek ilmek işleyerek bunları gözle görülür ve neredeyse elle tutulur hale getirmiş ancak bir süre sonra bu yoğun atmosferin adeta üzerinize çökerek çıkış imkanı tanımaması ve hikayeye pek bir katkısı olmayacağını hissettiğiniz karakterlerle fazlaca içli dışlı olması nedeniyle bunalmadım değil Bunu bilinçli şekilde yapıyor çünkü metin lineer bir olay örgüsü sunmaktan ziyade sizin Zengüle Hacı mahallesinin sokaklarının sesinin rüzgarının ve insanlarının kokusunu içinize çekmenizi istiyor Bunda da oldukça başarılı ancak bu yöntem kabuğunu kırıp bana ulaşamadı diyebilirim Çünkü mahalleyi ve karakterlerini ilk yüz sayfada iyice tanıdıktan sonra devam eden sayfalar artık bir çeşit tekrara girmiş oluyor ve bu da okuru yoruyor Eminim ki bu stili daha çok benimseyenler de vardır olacaktır Bu ben değilim sadece


  3. Hakan Ersal Hakan Ersal says:

    muhteşem herkese tavsiyemdir


  4. Hakan Sipahioğlu Hakan Sipahioğlu says:

    yoksulluk havzaları olarak mahalle ve taşranın türkiye sinemasında da edebiyatında da sol içi tartışmalarda da yeri büyük elimde nicel veri olmamakla beraber 80 öncesinde fikir üreticilerinin bu ikisine de aşağı yukarı eşit derecede mercek tutacak şekilde bölündüğü söylenebilir 80'ler sonrasında göç nedeniyle yaşanan çok hızlı kentleşme sonrasında taşra daha çok kentin bir değili veya eski tip unsurların korunmuşluğuyla felsefi sorgulamalar için estetik bir dekor konumuna sıkışırken toplumsal bir inceleme mevkii olarak mahalle önemini korudu özellikle 2000'ler sonrası kentsel dönüşüm adı altında rant yaratma ve soylulaştırma operasyonları gerçekleştirilirken mahallenin sınıf savaşındaki yeri daha da belirginleşti hatta denebilir ki hızlı bir biçimde hizmet sektörüne kayan ve esnekleştirilen istihdam koşulları nedeniyle işçi sınıfını birarada tutan ana etmen olarak mahalle öne çıktı mücadelenin yükselişiyle birlikte mahalleler şimdi şimdi kıymete binmiş olmakla beraber aslında her zaman oradaydılar ancak yine 80 sonrasında solun neredeyse yok edilmesiyle eşgüdümlü olarak ayyuka çıkan lümpenleşmenin yarattığı kafa karışıklığı mahalleye dair sanatsal üretimi kısır bıraktı bir yandan da aynı kafa karışıklığı mahallelerin ya it bağlasan durmaz suç üreten bataklıklar ya da sanki hiç erkek şiddeti dedikodu toplumsal dokuda tahribat yokmuşçasına aşırı romantize edilmiş umut mekanları olarak sunulma riskini barındırıyordu bence örneğin zeki demirkubuz filmlerini birer baş yapıt olmadıklarını bilmemize rağmen bu sınavı başarıyla geçebildikleri için sevdik velhasıl kenar mahalle değerini tam da sıradan olmasından alan bir kıymetli taş olarak bir kutuya kaldırılmıştı arada sırada kutuyu açsak da alelade olduğu gerçeğiyle yüzleşme korkusuyla ona ancak gözlerimizi sımsıkı yumarak dokunuyor ve değerli olduğuna dair hülyalar görüyorduk minare gölgesi'nin başarısı da işte o alelade taşın kıymetini korkakça dokunarak değil aksine gözlerini koskocaman açarak araba farlarının bir an için kapalı perdelerde bıraktığı izi dahi kaçırmayacak kadar dikkatle bakarak görüp gösterebilmesinde yatıyor üstelik ezan sesleri dışında komşu mahallelerin bile uğramadığı o görünmez mahallede; araba içlerine hayallere yorgan altlarına minare şerefelerine kapanıp saklananları da bulup çıkartıyor minare gölgesi yoksul mahallelerinin kentin geri kalanından kopuşu mesela köpek havlamalarının ulaşamadığı mahalleler buna paralel olarak mahallenin kendi içindeki dayanışma ağlarının da çözülüşü mesela biri uyanamazken biri uyuyamayan kader ortakları sürdürülebilir olmaktan çıkan işsizlik gibi unsurlar barındıran ileri marjinal yoksulluk çağında romanın mahalleyi tüm bu boyutlarıyla kapsayabilmesi; engin ergönültaş'ın yoksul mahallelerinin yalnızca kültür evrenini değil sosyo ekonomik yapısını da bir bilim insanı gibi gözlemleyebildiğini de gösteriyor minare gölgesi roman kisvesi altında iş tutan sosyal bilimsel bir kitap olsa yazacaklarım da bu kadar olurdu ancak temadan bağımsız olarak diliyle de özgün bir eser bu yer yer hasan ali toptaş havası sezdiren rüyevi zaman ve mekan halleriyle modern bir menkıbenin oluşumunu toplumsal gerçekçi denebilecek bir zeminde kol kola ve sırıtmadan ilerletebilmek böylelikle sola meyletmesi gerekirken minarelere veya menkıbelere sığınarak yaşayan mahallenin muhafazakar çıkışsızlığını alttan alta hissettirebilmek her babayiğidin harcı olmasa gerek baş döndüren tasvir zenginliği içerisinde harab kesifkesafet mu'tad gibi kelimelerin fazla tekrarı diyalog içerisinde konuşma diline sadık kalma amacıyla kasten hatalı bırakılmış ifadeler haricinde de benim gözüme çarpan bir tane de olsa imla hatası varlığı ve yine bir adet zaman atlaması sonlara doğru meryem'in evde annesiyle konuşmasının hemen ardından okura belirtilmeden annenin evde olmadığı zamana geçiş gibi ufak problemler ise editoryal bir eksikliğe işaret etse de romana kesinlikle gölge düşürmüyor tüm bunları alt alta toplayınca şu sıralar tanıdığım herkese tavsiye ediyor hatta melih gökçek misali 850'li bir hattan tüm türkiye'ye mesaj atmayı düşünüyorum


  5. Nihan Nihan says:

    Atilla ve özellikle Abdülkadir karakterlerini çok sevdim Hayatın getirdiği düzende var olmaya çalışan? ve sadece varlığı ile var olan bir karakter Nasıl anlatsam onu bilemedim ama çok sevdimOnu daha fazla tanımak daha fazla iç dünyasını okumak isterdim Sadece onunla ve Atilla ile tanışmak için bile okumaya değer bir kitap


  6. a. a. says:

    Okurken kitabı kaybedişim uzun süre okuyamayışım İşten güçten vakit bulamayışım Hiçbir şey beni bu kitaptan koparamadı ve kitabı sevmeme engel olamadı Çok sevdiğim bir film gibi ne zaman açsam içinde bir yer ediniverdim


  7. Ipek Ipek says:

    Eski usul Turk romani Resat Nuri yazmis desen inanirim Orhan Kemal Cok guzeldi Bir daha boylesini okuyamayiz Kelle'deki cizgilerini hala hatirliyorum ne adamsin Engin usta yerli edebiyati canantan ya da elifsafak sananlar Kafaniz basmaz Iyi roman isteyenler kacirmayin


  8. G G says:

    ağzından çıkmış cümleler onunla birlikte çıkıp gitmemişlerdi failleri götürülmüş bir cürmün her yana sıçramış izleri gibi olay mahallinde kalmışlardı


  9. Ipek Ipek says:

    Belki yazarın çizer olduğunu bildiğimden çok güzel bir çizgi roman senaryosu okumuş gibi hissettim Benim için izlenecekler listesine girdi


Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *